Öne Çıkan Yayın

YENİ SAHRA-3: M.S. 8000

3. YENİ SAHARA ÖNSÖZ: Sahra Çölü, bugün dünyanın en kurak ve geniş çöl alanlarından biridir; ancak yaklaşık 15.000 ila 5.000 yıl önce bu topraklar göllerle dolu, otlaklarla kaplı ve yaşamla iç içe bir ekosisteme sahipti. Bu dönem, “Afrika Nemli Dönemi” olarak bilinir. Dünya'nın eksen hareketleri (Milankoviç döngüleri) sonucu yağışlar artmış, Sahra'da geçici nehirler, göller ve verimli tarım alanları oluşmuştur. Arkeolojik buluntular, kaya resimleri ve yerleşim izleri, bu dönemde insan topluluklarının su kaynakları etrafında geliştiğini göstermektedir. Bilimsel veriler, bu yeşillenmenin yaklaşık her 21.000 yılda bir tekrarlandığını öne sürüyor. Eğer küresel ısınmanın etkileri kontrol altına alınabilir ve iklim sistemleri doğal döngüsüne dönebilirse, Sahra’nın bir sonraki yeşil döneminin yaklaşık M.S. 8000’li yıllarda gerçekleşmesi beklenmektedir. B ÖLÜM 1: BARDAWİL LOTUS ŞEHRİ (M.S. 7990) Sina'nın kuzey kıyısında, Akdeniz'in sonsuz maviliğiyle çölün soluk sarısı arasın...

Dağlara Yürüyen Penguen


Dişi penguen, yavru yumurtadan çıktığında ona yiyecek getirmek için uzak denizlere doğru yola çıkmıştı. Kar fırtınalarının ötesinde, dalgaların arasında yiyecek ararken, geride kalan erkek penguen tek başına bekliyordu. Ayaklarının üzerinde taşıdığı yumurtayı, göbeğinin altındaki sıcak kuluçka kesesiyle sarıyor; buzun ortasında, kalbinin sıcaklığıyla ısıtıyordu. Her gece yumurtaya fısıldardı:

"Az kaldı annen denizden dönecek."

Ama açlık ve yorgunluk, bir anlık sendelemeyle onu yakaladı. Yumurta buzun sert yüzeyine değdiğinde ince bir çatlak duyuldu. O ses, kalbinden daha derindi. Küçük hayat, bir nefes bile vermeden buzun koynunda uykuya daldı.

Dişi penguen kursağı balıklarla dolu döndüğünde eşinin ayaklarının üzeri boştu. Gözleriyle sordu: “Nerede?” Rüzgâra haykırdı: “Neden?” Erkek penguen başını eğdi. Cevap yoktu, sadece taşınması gereken bir keder vardı.

Koloninin bakışları ona bıçak gibi saplanıyordu. Artık bir penguen değil, yürüyen bir yaraydı.

Bir sabah, denize değil, uzaklardaki mor ve sessiz dağlara yürüdü.

"Geri dön!" dedi yaşlı bir penguen. "Orada hiçbir şey yok!"

Ama o dinlemedi. Yolculuğu bir cevap arayışı değil, sessizliğin kendisiydi.

Günler geçti. Yalnızlık onun tek yoldaşı oldu. Sonunda dünyanın çatısına vardı. Rüzgâr alay ederek fısıldadı.

Penguen gözlerini kapattı. O an, hiç duyamadığı bir ses duydu: hayalindeki yavrunun cıvıltısı.

"Baba… seni bekliyordum."

Gagasını gökyüzüne kaldırdı. Donmuş göz kapaklarının ardından bir damla süzüldü. Karın üzerine düşerken minik bir yıldız oldu.

Ve orada, dünyanın en yüksek, en soğuk, en yalnız yerinde… kaybın acısı değil, sevginin ebediyeti durdu. Çünkü bazı bağlar, ölümün bile erişemeyeceği kadar derindir.

Yorumlar