Öne Çıkan Yayın

YENİ SAHRA-3: M.S. 8000

3. YENİ SAHARA ÖNSÖZ: Sahra Çölü, bugün dünyanın en kurak ve geniş çöl alanlarından biridir; ancak yaklaşık 15.000 ila 5.000 yıl önce bu topraklar göllerle dolu, otlaklarla kaplı ve yaşamla iç içe bir ekosisteme sahipti. Bu dönem, “Afrika Nemli Dönemi” olarak bilinir. Dünya'nın eksen hareketleri (Milankoviç döngüleri) sonucu yağışlar artmış, Sahra'da geçici nehirler, göller ve verimli tarım alanları oluşmuştur. Arkeolojik buluntular, kaya resimleri ve yerleşim izleri, bu dönemde insan topluluklarının su kaynakları etrafında geliştiğini göstermektedir. Bilimsel veriler, bu yeşillenmenin yaklaşık her 21.000 yılda bir tekrarlandığını öne sürüyor. Eğer küresel ısınmanın etkileri kontrol altına alınabilir ve iklim sistemleri doğal döngüsüne dönebilirse, Sahra’nın bir sonraki yeşil döneminin yaklaşık M.S. 8000’li yıllarda gerçekleşmesi beklenmektedir. B ÖLÜM 1: BARDAWİL LOTUS ŞEHRİ (M.S. 7990) Sina'nın kuzey kıyısında, Akdeniz'in sonsuz maviliğiyle çölün soluk sarısı arasın...

Sonsuzluk, genişlemek zorunda değildir


Hak dışarıda aranmaz,  

içeride idrak edilir.  

Yol uzayarak değil,  

derinleşerek alınır.


“Sonsuzluk genişlemek zorunda değildir”  

Bu zahiri yoldur: dışa doğru gidiş, arayış, dolaşma.


“Sonsuzluk derinleşebilir”  

Bu batıni yoldur: içe iniş, katman katman çözülme.


Aşkı da bu yüzden ayırırlar:  

çok sevmek ile derin sevmek.  

Çok sevmek yayılır, taşar, görünür.  

Derin sevmek yakar, sessizce, içten içe.


Tasavvufta aşkın yönü  

yukarı değil, içeri doğrudur.


Bir damla suyu düşün:  

yayılırsa yüzey olur,  

derinleşirse okyanus olur.


O yüzden Mevlana hep içeriyi çağırır:  

“Ne arıyorsan kendinde ara.”


Evren dışa açılan harita değil,  

içe katlanan bir sırdır;  

susarak okunan bir dildir.


Genişlemek ister akıl:  

haritalar çizer,  

yollar, evrenler, ihtimaller…  

Ama aşk yol sevmez,  

aşk iner kat kat,  

bir kapıdan değil  

bir susuştan geçerek.


Aradığını çoğaltmaz bu yol,  

eksiltir:  

adını, yüzünü, iddianı alır,  

geriye sadece yanmayı bırakır.


Ve o an anlarsın:  

sonsuzluk çoğalmak değildir,  

taşmak değildir,  

sonsuzluk derinleşmektir.


Bir damla gibi küçücük,  

ama okyanus kadar ağır;  

bir nefes gibi kısacık,  

ama ömür kadar uzun.


Sonsuzluğu göğe asma,  

uzakta sanma,  

yıldızların üşüdüğü yerde arama.  

Sonsuzluk bazen  

bir kalbin içindeki dar odada  

sessizce oturur.


Dışarı bakma artık:  

gökyüzü içeride,  

Tanrı içeride,  

aşk içeride.


Bu yol ayağını kesmez,  

kanat da vermez;  

sadece  

kalbini açar.

Yorumlar